Ankara · çocuk ve ergen ruh sağlığı Çocuk PsikiyatrisiAnkara Randevu Al

Terapiler

İlaç tedavisi

İlaç, çocuk psikiyatrisinde tek başına bir çözüm değil, gerektiğinde diğer yöntemlerin işe yaramasını kolaylaştıran bir yardımcıdır. Kararı her zaman aileyle birlikte, açık bir konuşmanın ardından veriyoruz.

İlaca nasıl yaklaşıyoruz?

Kliniğimize gelen çocukların önemli bir kısmı hiç ilaç kullanmadan; terapi, anne baba çalışmaları ve okulla yapılan düzenlemelerle rahatlar. Bu yüzden ilk buluşmada reçete konuşulmaz. Önce çocuğu ve ailesini tanır, ayrıntılı bir değerlendirme yapar, diğer yolları deneriz. İlaç fikri, ancak çocuğun okulu, arkadaşlıkları ya da öz güveni gözle görülür biçimde zarar gördüğünde ve öteki yollar yeterli gelmediğinde gündeme gelir.

Bizim için asıl soru şudur: Bu çocuğun bugün en çok neye ihtiyacı var ve ilaç bu ihtiyaca gerçekten bir şey katar mı?

Örnekte neler dikkat çekiyordu?

Örnekteki çocukta dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı daha önce konmuş ve bir yılı aşkın süredir ilaçsız yöntemler uygulanmıştı. Bu yöntemler evdeki gerginliği azaltmıştı; ancak okulda çocuk hâlâ çok zorlanıyordu. Bizi en çok düşündüren şey ise çocuğun kendisi hakkındaki düşünceleriydi. Her gün aldığı uyarılar, onun “ben aptalım” diye düşünmesine yol açmıştı. Bu durum, belirtilerin yalnızca dersleri değil, çocuğun öz güvenini de aşındırmaya başladığını gösteriyordu.

Doktor ve hemşire, ilaç tedavisi hakkında bilgi almak isteyen bir aileyle koridorda konuşuyor.

İlaç hangi durumlarda gündeme gelir?

  • Ev ve okul düzenlemelerine karşın okulu ve öz güveni sarsılmaya devam eden belirgin dikkat sorunları
  • Gencin günlerini karartan, okuluna ve arkadaşlarına dönmesine engel olan depresyon; kendine zarar verme düşünceleri varsa daha da önemli
  • Terapide ilerlemeye izin vermeyecek kadar yoğun kaygı
  • Saatlerce süren ritüellerle gelen takıntılar
  • Ağrıtacak ya da utandıracak kadar şiddetli tikler
  • Otizm spektrumundaki çocuklarda ağır huzursuzluk, uykusuzluk ya da kendine zarar verme

Otizmi ya da öğrenme güçlüğünü doğrudan ortadan kaldıran bir ilaç yoktur. Bu durumlarda ilaç, yalnızca eşlik eden yükleri hafifletmek için düşünülür.

Ailenin kaygıları nasıl konuşuldu?

Örnekteki ailenin pek çok sorusu vardı: “Çocuğumuzu uyuşturur mu?”, “Bağımlılık yapar mı?”, “Ömür boyu mu kullanacak?”, “Boyu uzamaz mı?” Bu soruların hepsini tek tek konuştuk. Doğru dozda kullanılan ilacın çocuğu uyuşturmadığını, amacın çocuğun dikkatini toparlamasına yardım etmek olduğunu anlattık. Bu ilaçların bağımlılık yapmadığını, belirli dönemlerde yeniden değerlendirileceğini ve gereksiz hâle geldiğinde bırakılabileceğini açıkladık. Boy ve kilonun düzenli olarak izleneceğini söyledik.

Ailenin karar vermek için iki hafta istediğini doğal karşıladık. Bu sürede çocuğun öğretmeniyle de görüştüler. Karar, çocuğun da bilgilendirildiği ve fikrinin sorulduğu bir görüşmede birlikte verildi.

Karar görüşmesinde neleri netleştiriyoruz?

  1. İlacın hangi belirtiye yönelik olduğu ve ondan ne beklendiği
  2. Etkisinin ne zaman başlayacağı ve bunun nasıl anlaşılacağı
  3. Sık görülen yan etkiler ve hangi durumlarda hemen haber verilmesi gerektiği
  4. İlaçsız ilerlemeyi seçmenin olası sonuçları
  5. Tedavinin ne zaman ve nasıl yeniden değerlendirileceği

Başlangıç ve doz ayarı

İlaca başlamadan önce örnekteki çocuğun boyunu, kilosunu, nabzını ve tansiyonunu ölçtük; ailede kalp hastalığı öyküsü olup olmadığını sorduk. Tedaviye düşük bir dozla başladık ve dozu, çocuğun yanıtına ve yan etkilere bakarak birkaç hafta içinde adım adım ayarladık. Bu dönemde görüşmeleri daha sık yaptık; aileden ve öğretmenden kısa gözlem notları istedik.

Yan etkiler nasıl izleniyor?

Yan etkilerden söz etmeden ilaç başlamayız; neyin olağan, neyin hemen bildirilmesi gereken bir durum olduğunu ailenin bilmesi şarttır. Örnekteki çocukta ilk hafta öğle yemeğinde iştah azalması görüldü; kahvaltıyı biraz daha doyurucu hâle getirmek ve akşam yemeğini zenginleştirmek bu sorunu büyük ölçüde çözdü. Uykuya dalmakta küçük bir gecikme olduğunda ilacın alınma saati düzenlendi.

Mutsuzluk nedeniyle ilaç kullanmaya başlayan bir gençte ilk birkaç hafta yakından izlenir; ruh hâlinde hangi değişikliklerin beklemeden telefonla haber verilmesi gerektiğini ailenin eline yazılı olarak veririz.

Çocuğa ilaç nasıl anlatılır?

Çocuk, yuttuğu küçük tabletin neye yaradığını bildiğinde ona daha kolay sahip çıkar. Örnekteki çocuğa ilacı, “derste beyninin dikkat düğmesini açık tutmana yardım eden bir yardımcı” olarak anlattık; ilacın onun aptal olduğunu değil, beyninin biraz farklı çalıştığını gösterdiğini konuştuk. İlacın bir tehdit aracına dönüşmemesi önemlidir; “yaramazlık yaparsan dozunu artırırız” gibi sözler, çocuğun ilaca düşmanca bakmasına yol açar. Gençlerle ise ilacın onlarda neyi değiştirdiğini birlikte gözlemler, hislerini sorarız; kararın ortağı olduklarını hissettiklerinde bırakma isteği azalır.

Evde nasıl bir düzen kurmalı?

Tableti her sabah aynı işe, örneğin diş fırçalamaya ya da kahvaltı tabağının kaldırılmasına bağlamak, unutmayı büyük ölçüde önler. Günlere bölünmüş küçük kutular ve telefon hatırlatıcıları da işe yarar. Kutular, küçük kardeşlerin uzanamayacağı bir dolapta durmalı; okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuğa ilacı bir büyük vermelidir. Lise çağındaki gençler kendi ilaçlarını almayı öğrenebilir; ebeveynin haftada bir kutuya göz atması yine de iyi olur.

İlaç tek başına yeter mi?

Yetmez. Tablet çocuğun yükünü hafifletir; ama nasıl ders çalışılacağını, öfkeyle nasıl baş edileceğini ya da korkuya nasıl yaklaşılacağını öğretmez. Örnekteki çocuk ilacın yanında ödev düzenini öğrenmeye, ebeveyn danışmanlığı görüşmelerine ve okulla yapılan düzenlemelere devam etti. Kaygı ya da depresyonda da ilaç, bilişsel davranışçı terapi gibi yöntemlerle birlikte planlanır.

İlaç ne zaman bırakılır?

Bırakma kararı; belirtilerin ne kadar süredir kontrol altında olduğuna, çocuğun gelişimine ve önündeki döneme bakılarak birlikte verilir. Bunun için çoğunlukla okulun kapalı olduğu, gerginliğin az olduğu bir dönem tercih edilir. Doz birkaç hafta içinde basamak basamak düşürülür; ilacın tamamen bırakılmasından sonra da birkaç ay daha çocuğu görmeye devam ederiz.

Örnekteki çocuğa dönersek

İlacın başlamasından yaklaşık bir ay sonra öğretmen, çocuğun yazılı çalışmalarını ilk kez sınıf arkadaşlarıyla birlikte bitirdiğini haber verdi. Uyarılar azaldı, çocuk derste söz almaya başladı. En önemli değişiklik ise akşamları yaşandı: “Ben aptalım” cümlesi yerini “Bugün matematikte yıldız aldım” cümlesine bıraktı. Tedavi her yıl yeniden değerlendirilecek; aile de artık kaygılarını kontrol görüşmelerinde rahatça dile getirebiliyor.

Ergenlerde ilaç kararı

On dört on beş yaşındaki bir gence ilaç önerildiğinde onun görüşü belirleyicidir. Gençlerin bir kısmı ilacı “bende bir sorun var” etiketinin kanıtı gibi görür; bir kısmı yan etkilerden, özellikle kiloyla ilgili değişikliklerden çekinir. Bu kaygıları açıkça konuşur, gencin kendi gözlemlerini tedavinin merkezine koyarız. Karar ortak alındığında tedaviye bağlılık belirgin biçimde artar.

Akla gelen sorular

Başka çocuklarda işe yarayan ilaç bizimkinde de yarar mı?

Her çocuğun yanıtı farklıdır. Bir ilaç beklenen etkiyi göstermezse dozunu ya da ilacın kendisini değiştirerek çocuğa en uygun olanı ararız.

Yolculukta ya da tatilde dozu atlarsak ne olur?

Bu, ilacın türüne göre değişir. Tedavinin başında unutulan doz için ne yapılacağını yazılı olarak veriyoruz.

Çocuğumuz ilacı yutmakta zorlanıyor.

Bazı ilaçların farklı biçimleri bulunur; bazıları yiyeceğe karıştırılarak verilebilir. Bunu kendi başınıza denemeden önce bize sorun.

İlaç kullanırken aşı olabilir mi, başka ilaç alabilir mi?

Çoğu zaman evet; ama çocuğunuzu muayene eden her hekime kullandığı ilacı mutlaka söyleyin, emin olmadığınızda bize danışın.

Kontroller hangi sıklıkta yapılır?

Başlangıçta iki üç haftada bir, her şey yoluna girdikten sonra birkaç ayda bir buluşuruz; her seferinde boy, kilo, uyku, iştah ve okul gidişatına bakarız.