Tik nedir?
Tik, bir anda ortaya çıkan, kısa süren, düzenli bir ritmi olmayan ve tekrar eden bir hareket ya da sestir. Göz kırpmak, burun kırıştırmak, omuz silkmek, başını sallamak hareket tiklerine; boğaz temizlemek, burun çekmek, öksürür gibi ses çıkarmak ya da kısa sesler ses tiklerine örnektir. Bazı tikler daha karmaşıktır: zıplamak, belli nesnelere dokunmak, sözcükleri ya da heceleri tekrarlamak gibi.
Tiklerin en belirgin özelliği, çocuğun elinde olmamasıdır. Çocuk bir tiki kısa bir süre tutabilir; ama bu tutmak yorucudur ve ardından tik daha yoğun gelir.
Tikten önceki dürtü
Pek çok çocuk, bir tikten hemen önce bedeninde bir şey hisseder: bir kaşıntı, bir gerginlik, “bir şey takılmış” ya da “tam olmamış” hissi. Tik gerçekleşince bu his bir süreliğine dinmiş gibi olur. Bu dürtüyü fark edebilmek, davranışsal tedavinin de çıkış noktasıdır. Küçük çocuklar bu hissi tarif etmekte zorlanabilir; okul çağına gelindiğinde çoğu çocuk ne demek istediğimizi hemen anlar.

Örnekte neler dikkat çekiyordu?
Örnekteki çocukta tikler bir yılı aşkın süredir devam ediyordu, zaman içinde yer değiştirmiş ve çeşitlenmişti. Hem hareket hem ses tiklerinin bir yıldan uzun süredir birlikte görülmesi, Tourette sendromu tanısıyla uyumluydu. Ancak tablonun en zorlayıcı yanı tiklerin kendisi değil, onlara verilen tepkilerdi: öğretmenin uyarıları, arkadaşların taklitleri ve çocuğun aynanın karşısında tiklerini durdurmaya çalışıp başaramaması. Bu deneyimler, çocukta okul kaygısına ve öz güven kaybına yol açmıştı.
Geçici tik, süregen tik, Tourette
Tikler süresine ve türüne göre adlandırılır. Bir yıldan kısa süren tikler “geçici tik bozukluğu” olarak adlandırılır ve okul çağında oldukça yaygındır; çoğu kendiliğinden geçer. Yalnızca hareket ya da yalnızca ses tiklerinin bir yıldan uzun sürdüğü durumlara “süregen tik bozukluğu” denir. Birden fazla hareket tiki ile en az bir ses tikinin bir yıldan uzun süredir bulunduğu ve on sekiz yaşından önce başladığı tabloya ise Tourette sendromu denir. Tourette'in en bilinen ama en az görülen belirtisi, uygunsuz sözcükler söylemektir; Tourette tanısı alan çocukların çok azında bu belirtiye rastlanır.
Tikleri artıran ve azaltan durumlar
Tikler gün içinde ve haftalar boyunca dalgalanır. Heyecan, stres, yorgunluk, uykusuzluk, uzun ekran süresi ve hastalık dönemleri tikleri artırabilir. Çocuğun bir işe kendini kaptırdığı anlarda, örneğin bir müzik aleti çalarken, top oynarken ya da sevdiği bir kitabı okurken ise tikler çoğu zaman belirgin biçimde azalır. Uykuda genellikle görülmez. Ailelerin, tikleri artıran ve azaltan durumları birkaç hafta boyunca not etmesi, değerlendirmede çok işe yarar.
Neden ortaya çıkar?
Tikler, beynin hareketleri seçen ve frenleyen devrelerinin gelişim sürecinde farklı çalışmasıyla ilişkilidir. Ailesel yatkınlık güçlüdür; aile bireylerinde tikler ya da takıntılı özellikler sık görülür. Erkek çocuklarda daha sık rastlanır. Tikler genellikle okulun ilk yıllarında başlar, on ile on iki yaş civarında en yoğun dönemine ulaşır ve pek çok çocukta ergenliğin sonuna doğru belirgin biçimde azalır.
Değerlendirme nasıl ilerledi?
Örnekteki çocuğun ailesinden, tiklerin evdeki görünümünü gösteren kısa videolar getirmelerini istedik; çünkü çocuklar muayene odasında tiklerini çoğu zaman tutabilir. Tiklerin türünü, sıklığını ve şiddetini standart bir ölçekle belirledik. Tiklere sık eşlik eden dikkat güçlüğü, takıntılar ve kaygı açısından da değerlendirme yaptık. Örnekteki çocukta belirgin bir okul kaygısı ve öz güven kaybı vardı; dikkat ve takıntı belirtileri ise saptanmadı.
Tedavi nasıl yürüdü?
Bilgilendirme: İlk adım, çocuğa ve aileye tiklerin ne olduğunu anlatmaktı. Çocuğa tiklerin onun suçu olmadığını, beyninin bazen “fazladan bir hareket mesajı” gönderdiğini ve bunun pek çok çocukta görüldüğünü anlattık. Aileye ise tiklere dikkat çekmemeyi, çocuğu durdurmaya çalışmamayı önerdik.
Davranışsal tedavi: Bilişsel davranışçı terapi ilkelerine dayanan kapsamlı davranışsal müdahalede çocuk, tikten önceki dürtüyü fark etmeyi ve o anda tikle aynı anda yapılamayan, dışarıdan fark edilmeyen bir hareketi uygulamayı öğrenir. Örnekteki çocuk, omuz silkme dürtüsü geldiğinde omuzlarını hafifçe aşağı bastırmayı, burun sesinin dürtüsü geldiğinde ağzını kapatıp burnundan yavaşça nefes almayı çalıştı.
Okulla iş birliği: Ailenin onayıyla öğretmenle görüştük ve tikler hakkında bilgi verdik. Öğretmen sınıfta tikler nedeniyle uyarı yapmayı bıraktı ve taklitlere karşı net bir tutum aldı. Çocuğun onayıyla öğretmen, sınıfa tiklerin ne olduğunu kısaca anlattı.
İlaç: Ağır, ağrılı ya da sosyal yaşamı ciddi biçimde kısıtlayan tiklerde ve davranışsal çalışmaların yetmediği durumlarda ilaç tedavisi gündeme gelebilir. Örnekteki çocukta buna gerek duyulmadı.
Ev hayatında tikler
Tikler çoğu zaman evde, çocuğun kendini güvende hissettiği akşam saatlerinde artar. Bu, ailelerin “okulda yok, evde var; demek ki isteyerek yapıyor” diye düşünmesine yol açabilir. Oysa çocuk gün boyu tiklerini tutmak için yoğun bir çaba harcar ve eve geldiğinde bu çaba gevşer. Örnekteki aileye, akşam yemeğinde ya da ödev başında tiklere hiç yorum yapmamayı, kardeşlerin de taklit etmemesi konusunda evde net bir kural koymayı önerdik. Ayrıca tiklerin arttığı dönemleri haftalık bir çizelgeye not etmelerini istedik; bu çizelge, sınav haftalarında ve uykusuz geçen gecelerin ertesinde tiklerin belirgin biçimde arttığını gösterdi. Uyku saatlerini düzenlemek ve sınav dönemlerinde akşam programını hafifletmek, tiklerin dalgalanmasını yumuşattı.
Spor, müzik ve ilgi alanları
Çocuğun kendini kaptırdığı etkinlikler sırasında tiklerin azalması, bu etkinlikleri günlük hayatta daha görünür kılmak için iyi bir nedendir. Örnekteki çocuk yüzmeye başladı; havuzda geçen saatlerde tiklerinin neredeyse hiç olmadığını kendisi fark etti. Bu deneyim, tiklerin onu tanımlayan bir şey olmadığını görmesine yardım etti.
Örnekteki çocuğa dönersek
Okuldaki tepkiler değiştikten sonra çocuğun okul kaygısı hızla azaldı. Davranışsal çalışmalarla omuz silkme ve burun sesi belirgin biçimde hafifledi; göz kırpma ise dalgalı seyretmeye devam etti. Çocuğun en çok değişen yanı, tiklere bakışıydı: Artık aynanın karşısında tiklerini durdurmaya çalışmıyor, tikler arttığında “şu sıralar yorgunum, ondandır” diyebiliyordu. Sınıf arkadaşlarından biri, kendi kardeşinde de tik olduğunu söyleyerek ona destek oldu.
Akla gelen sorular
Tiklerine dikkat çekmeli miyiz?
Hayır. Tiklere dikkat çekmek ve çocuğu durdurmaya çalışmak çoğu zaman tikleri artırır.
Tikler kötü bir alışkanlık mı?
Değildir. Tikler istem dışıdır; çocuğu suçlamak ya da cezalandırmak durumu kötüleştirir.
Tikleri okulda tutup evde mi yapıyor?
Bu çok yaygındır. Çocuk okulda tikleri tutmak için çaba harcar, güvende hissettiği evde gerginliği boşaltır.
Tikler zekâyı etkiler mi?
Hayır. Ancak eşlik eden dikkat güçlükleri okul başarısını etkileyebilir.
Kafeinli içecekler tikleri artırır mı?
Bazı çocuklarda artırabilir; bu durumda kafeini azaltmak yararlı olur.
Sınavlarda bir kolaylık istenebilir mi?
Tikler yazmayı ya da okumayı belirgin biçimde zorlaştırıyorsa okulla konuşarak ek süre ya da ayrı bir sınav ortamı planlanabilir.
Tikler ergenlikte kaybolur mu?
Pek çok çocukta ergenliğin sonuna doğru belirgin biçimde azalır; bir kısmında tamamen kaybolur. Yetişkinliğe uzananlarda bile çoğu zaman çok daha hafif seyreder.
Tik için ayrıca nörolojiye gitmeli miyiz?
Çoğu çocukta gerekmez. Tiklere benzeyen başka hareket sorunlarından kuşkulanırsak çocuk nörolojisiyle birlikte değerlendiririz.