Zor bir olayın ardından neler olağandır?
Yaşamı tehdit eden ya da yoğun korku yaratan bir olayın ardından çocuklarda güçlü tepkiler görülmesi beklenen bir durumdur. Korku, ebeveynden ayrılamama, uyku sorunları, kâbuslar, sinirlilik, olayı tekrar tekrar anlatma ya da hiç anlatmama, karın ve baş ağrıları ilk haftalarda sık görülür. Bu tepkiler, zihnin olağan dışı bir olayı sindirme çabasıdır. Çocukların büyük çoğunluğunda güvenli bir ortam, düzenin yeniden kurulması ve ailenin sıcak desteğiyle tepkiler birkaç hafta içinde belirgin biçimde azalır.
Ne zaman TSSB düşünülür?
Tepkiler bir aydan uzun sürüyor, azalmak yerine artıyor ya da çocuğun okul, oyun ve aile yaşamını belirgin biçimde kısıtlıyorsa travma sonrası stres bozukluğu düşünülür. Dört grup belirti öne çıkar:
- Olayı yeniden yaşamak: Olayın görüntülerinin istemeden akla gelmesi, kâbuslar, olayı hatırlatan bir şeyle karşılaşıldığında yoğun korku ve bedensel tepkiler
- Kaçınmak: Olayı hatırlatan yerlerden, seslerden, insanlardan ve konuşmalardan uzak durmak
- Duygu ve düşüncelerde değişiklik: Süregen korku, suçluluk, utanç; sevdiği şeylere ilgisizlik; insanlardan kopukluk hissi
- Sürekli tetikte olmak: Kolay irkilmek, uyuyamamak, sinirli olmak, odaklanamamak

Örnekte neler dikkat çekiyordu?
Örnekteki çocuğun tepkileri, olaydan iki ay sonra hâlâ yoğundu ve küçük yaştaki çocuklarda TSSB'nin tipik görünümünü taşıyordu. Oyunlarında olayı tekrar tekrar canlandırması, siren sesine verdiği yoğun tepki, kâbuslar ve yalnız uyuyamama, olayın zihninde “bitmemiş” olduğunu gösteriyordu. Gece altını ıslatmaya başlaması ise küçük çocuklarda zor yaşantılardan sonra sık görülen bir gerilemeydi.
Yaşa göre farklılıklar
Okul öncesi: Küçük çocuklar olanları sözcüklerle anlatamaz; olayı oyunlarında canlandırır, kazandıkları becerilerde gerileme gösterir, ebeveyne yapışır ve yeni korkular geliştirir.
Okul çağı: Okul çağındaki çocuklar olayı daha ayrıntılı anlatabilir; ancak olayla ilgili suçluluk duyguları ve “bir daha olacak” korkusu öne çıkar. Okul başarısı düşebilir, bedensel yakınmalar artabilir.
Ergenlik: Gençlerde içe kapanma, umutsuzluk, risk alma davranışları ve kendine zarar verme görülebilir. Bu belirtiler, beklemeden destek alınmasını gerektirir.
Güvenlik önce gelir
Değerlendirmeye başlamadan önce sorduğumuz ilk soru, çocuğun bugün güvende olup olmadığıdır. Şiddet ya da istismar sürüyorsa önce koruma adımlarının atılması gerekir. Örnekteki ailenin yangından sonra güvenli bir eve taşınmış olması, tedavinin başlayabilmesi için önemli bir zemin oluşturuyordu.
Değerlendirme nasıl ilerledi?
Örnekteki çocuğun ebeveynleriyle önce çocuğun duymadığı bir ortamda görüştük; o geceyi, sonrasını ve çocukta gözledikleri değişiklikleri dinledik. Annenin de o geceden beri uykusunun bozulduğunu ve siren sesinden irkildiğini öğrendik. Çocukla ise oyun odasında, onu olanları anlatmaya zorlamadan tanıştık. Oyuncak evle oynarken yine “yangın” oyunu kurdu; bu sefer oyuna bir itfaiye aracı ekleyerek oyunun güvenli bir sonla bitmesine birlikte yardım ettik. Yaşa uygun ölçeklerle belirtilerin şiddetini belirledik.
Tedavi nasıl yürüdü?
Ebeveynle birlikte oyun temelli çalışma: Küçük çocuklarda iyileşmenin anahtarı çoğu zaman ebeveynin elindedir. Örnekteki çocukla yürüttüğümüz travmaya odaklı bilişsel davranışçı terapi oturumlarına annesi de katıldı. Önce duyguları adlandırmayı ve “balon nefesi” ile sakinleşmeyi öğrendi. Ardından o geceyi resimlerle, adım adım ve güvenli bir sonla biten bir hikâye kitabına dönüştürdük: yangın, kapının çalınması, merdivenden inmek, itfaiyecilerin gelmesi ve sonunda herkesin güvende olması.
Kaçınılan şeylere geri dönüş: Siren sesine önce telefondan kısa ve kısık sesle, sonra daha yüksek sesle alıştı. Yalnız uyumaya adım adım geri döndü: önce annesi odada otururken, sonra kapıda, sonra koridorda.
Ebeveynin kendi desteği: Annenin de aynı olaydan etkilenmiş olması nedeniyle onun için de ayrı bir destek planladık; sakin bir ebeveyn, küçük bir çocuğun en güçlü dayanağıdır. Gerektiğinde aile temelli görüşmeler de sürece eklenebilir.
Bazı çocuklarda EMDR de etkili bir seçenektir. Ağır uyku sorunları ya da yoğun kaygı terapiye katılımı engellediğinde ilaç tedavisi destekleyici olarak düşünülebilir.
Evde neler yapılabilir?
- Günlük düzeni, yemek ve uyku saatlerini olabildiğince koruyun.
- Çocuğun sorularına kısa, doğru ve yaşına uygun yanıtlar verin.
- Konuşmak istediğinde dinleyin, istemediğinde zorlamayın.
- Oyununda o geceyi tekrar tekrar kuruyorsa siz de oyuna katılın; kurtarıcıların geldiği, herkesin kurtulduğu bir son eklemesine yardım edin.
- Gerilemeleri cezalandırmayın; bunlar geçicidir.
- Haber görüntülerini sınırlayın.
Okulda neler yapılabilir?
Örnekteki çocuk o dönemde anaokuluna gidiyordu. Ailenin onayıyla öğretmeni bilgilendirdik; öğretmen, yangın tatbikatı planlanırken aileye önceden haber vermeyi ve o gün çocuğa tatbikatın ne olduğunu sakin bir dille anlatmayı üstlendi. Ayrıca çocuğun sınıfta yangınla ilgili bir oyun kurduğunda bunu engellemek yerine oyunun güvenli bir sonla bitmesine yardım etmesini önerdik. Okul çağındaki çocuklarda ise ödev ve sınav yükünün bir süre hafifletilmesi, dikkat ve davranıştaki geçici değişikliklerin anlayışla karşılanması iyileşmeyi kolaylaştırır.
Toplumu etkileyen olaylardan sonra
Deprem gibi pek çok aileyi aynı anda etkileyen olaylardan sonra çocuklar yalnızca yaşadıklarından değil, gördükleri haberlerden ve büyüklerin konuşmalarından da etkilenir. Bu dönemlerde küçük çocukları haber görüntülerinden uzak tutmak, büyük çocuklarla ise izledikleri içerikleri konuşmak ve yatmadan önce haber takibine ara vermek önemlidir. Yetişkinlerin çocuğun yanında olayla ilgili uzun tartışmalara girmemesi, evin güvenli bir sığınak olarak kalmasına yardım eder.
Örnekteki çocuğa dönersek
Örnekteki çocukla yaklaşık iki buçuk ay çalıştık. Hikâye kitabı tamamlandıktan sonra kâbuslar seyrekleşti; oyunlarındaki yangın temaları azaldı ve yerini başka oyunlara bıraktı. Gece altını ıslatma üçüncü haftada durdu. Siren sesi hâlâ onu bir an durdursa da artık annesine yapışıp titremiyor, “itfaiyeciler birine yardıma gidiyor” diyebiliyordu. Annesinin uykusu da düzene girdi. Ailesiyle birlikte olayın yıl dönümü için küçük bir plan hazırladık.
Akla gelen sorular
Olanları hiç konuşmamak daha mı iyi?
Hiç konuşmamak, çocuğun bunun konuşulamayacak kadar korkunç olduğunu düşünmesine yol açabilir. Zorlamadan, konuşmak istediğinde ona yer açmak en doğrusudur.
Belirtiler aylar sonra başlayabilir mi?
Evet; bazı çocuklarda tepkiler gecikmeli ortaya çıkabilir.
Terapi olayı yeniden yaşatmaz mı?
Olay, çocuğun hazır olduğu hızda ve önce sakinleşme becerileri öğrenildikten sonra ele alınır.
Kardeşi de etkilenir mi?
Evet. Olayı yaşamamış kardeşler de evdeki değişikliklerden etkilenir; onlarla da konuşmak gerekir.
Tedavi ne kadar sürer?
Çoğunlukla birkaç ay; olayın türüne ve belirtilere göre değişir.
Olaydan sonra yanımızda uyumak istiyor; izin vermeli miyiz?
Bir süreliğine anlayışla karşılamak güven duygusunu destekler. Çocuk toparlandıkça kendi yatağına dönüşü küçük adımlarla planlamak gerekir.
Biz de aynı olayı yaşadık; kendi korkumuzu çocuktan saklamalı mıyız?
Duygularınızı tamamen saklamanız gerekmez; “ben de korktum ama şimdi güvendeyiz” demek çocuğa iyi bir örnek olur. Kendi tepkileriniz çok yoğunsa sizin için de destek almanızı öneririz.
Yangın tatbikatı onu yeniden korkutur mu?
Önceden haber vermek ve tatbikatın ne olduğunu anlatmak kaygıyı azaltır. Gerekirse ilk tatbikatta öğretmenin çocuğun yanında durması planlanabilir. Tatbikattan sonra evde o günü konuşmak ve çocuğun cesaretini takdir etmek de iyi gelir; böylece tatbikat, korkutucu bir hatırlatıcı olmaktan çıkıp güçlü olduğunu gösteren bir deneyime dönüşebilir.
Çocuğum olayı resim olarak çizdi; endişelenmeli miyiz?
Çizmek, çocukların yaşadıklarını işlemenin doğal yollarından biridir. Resim hakkında yargılamadan konuşmak ona yardım eder.