Ankara · çocuk ve ergen ruh sağlığı Çocuk PsikiyatrisiAnkara Randevu Al

Terapiler

Bilişsel davranışçı terapi

Bilişsel davranışçı terapi, çocuğun zorlandığı anlarda aklından geçenleri, hissettiklerini ve yaptıklarını birlikte inceleyen ve yeni baş etme yollarını adım adım deneyen, hedefleri belli bir terapidir.

Bu terapi neye dayanır?

Bilişsel davranışçı terapi, kısaca BDT, insanın bir olay karşısında ne düşündüğünün nasıl hissettiğini ve ne yaptığını etkilediği fikrine dayanır. Örnekteki çocuk bir köpek gördüğünde aklından “beni ısıracak” düşüncesi geçer; bu düşünce yoğun bir korku yaratır, korku da onu kaçmaya yöneltir. Kaçtıkça o an rahatlar, ama köpeklerin çoğunun aslında zararsız olduğunu öğrenme fırsatını kaçırır. Böylece korku her seferinde biraz daha güçlenir.

BDT bu döngüyü görünür kılar ve çocuğa döngüyü kırmanın yollarını öğretir. Terapide çocuk; bedenindeki korku işaretlerini tanımayı, korkutucu düşüncelerini fark edip sınamayı ve kaçındığı durumlara küçük adımlarla yaklaşmayı öğrenir. Terapi geçmişe değil, bugün yaşanan zorluğa ve bununla nasıl baş edileceğine odaklanır; belirli hedeflerle ve belirli bir süre için planlanır.

Hangi çocuklara öneriyoruz?

BDT, çocuk ve ergen ruh sağlığında etkinliği en çok araştırılmış terapi yöntemlerinden biridir. Kliniğimizde en sık şu durumlarda öneriyoruz:

Genç ile terapistin aktivite planını gözden geçirmesi bilişsel davranışçı terapi sürecini gösteriyor.

Terapi nasıl başlar?

Bu çocuğun ailesiyle yapılan ilk görüşmede korkunun ne zaman başladığını, hangi durumlarda ortaya çıktığını ve çocuğun yaşamını nasıl etkilediğini ayrıntılı olarak konuştuk. Çocukla ise ilk görüşmede korkularından çok sevdiği şeylerden söz ettik: futbol, bisiklet, bir de bir gün kendi köpeği olsun isteği. Bu son ayrıntı, onun da korkusundan kurtulmak istediğini gösteriyordu ve terapinin hedefini belirlemede çok işe yaradı.

Her çocukta ilk oturumların amacı benzerdir: güven ilişkisi kurmak, terapinin nasıl işleyeceğini çocuğun anlayacağı bir dille anlatmak ve hedefleri birlikte koymak. Hedefler somut ve çocuğun kendi sözcükleriyle yazılır. Örnekteki çocuk için ilk hedef “arkadaşlarımla parkta futbol oynayabilmek” oldu.

Kaygı basamakları nasıl hazırlanır?

Korku ve kaçınmanın ön planda olduğu durumlarda en önemli araçlardan biri “kaygı basamakları”dır. Çocukla birlikte korktuğu durumları listeliyor, her birine sıfırdan ona kadar bir korku puanı veriyor ve en kolaydan en zora doğru sıralıyoruz. Bu çocuğun basamakları şöyle başladı: bir köpek fotoğrafına bakmak, bir köpek videosu izlemek, parkta uzaktaki tasmalı bir köpeği izlemek, tanıdık ve sakin bir köpeğin yanından geçmek ve en sonunda bir köpeği sevmek.

Her basamakta çocuk, kaygısının önce yükseldiğini ve sonra kendiliğinden azaldığını deneyimler. Bu deneyim, beynin “bu durum tehlikeli değil” bilgisini öğrenmesini sağlar. Bir basamak rahatlıkla tamamlandığında bir sonrakine geçilir; hiçbir basamak çocuğun onayı olmadan atlanmaz.

Düşüncelerle nasıl çalışılır?

Kaygılı ya da üzgün çocukların düşünceleri çoğu zaman belirli kalıplara takılır: en kötüsünün olacağını varsaymak, küçük bir olumsuzluğu felakete dönüştürmek, başkalarının ne düşündüğünü bildiğini sanmak gibi. Terapide çocuk bu düşünceleri fark etmeyi ve onları bir dedektif gibi incelemeyi öğrenir: “Bu düşünceyi destekleyen kanıt ne? Desteklemeyen kanıt ne? Daha önce böyle bir şey oldu mu?” Örnekteki çocuk, şimdiye kadar hiçbir köpeğin onu ısırmadığını ve parkta gördüğü köpeklerin neredeyse hepsinin tasmalı olduğunu fark ettiğinde, “beni ısıracak” düşüncesinin yerine “çoğu köpek insanlara zarar vermez, sahibinin yanında olan köpek beni rahatsız etmez” düşüncesini koymayı denedi.

Küçük çocuklarla bu çalışmaları çizgi film balonları, kuklalar ve hikâyelerle yapıyoruz. Ergenlerle ise daha soyut düşünce çalışmaları yapılabilir.

Bedeni sakinleştirmek neden önemli?

Korku ve kaygı yalnızca zihinde değil bedende de yaşanır: kalp çarpıntısı, hızlı nefes, karın ağrısı, titreme. Çocuklara bu bedensel tepkilerin tehlikeli olmadığını, beynin “alarm sistemi”nin bir parçası olduğunu anlatıyoruz. Ardından karın nefesi, kasları gerip gevşetme ve hayal ederek sakinleşme gibi beceriler öğretiyoruz. Bu beceriler kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak için değil, çocuğun basamakları çıkarken kendini daha güçlü hissetmesi için kullanılır.

Ev görevleri ve ebeveynin rolü

BDT'de oturumda öğrenilenlerin günlük yaşamda uygulanması çok önemlidir. Oturumlar, çocuğun önümüzdeki günlerde evde ya da okulda deneyeceği küçük bir görevle kapanır. Onun ilk haftaki görevi, her akşam annesiyle birlikte birkaç köpek fotoğrafına bakmak ve korku puanını not etmekti.

Ebeveynler terapinin önemli ortaklarıdır. Küçük çocuklarda ebeveynler oturumların bir bölümüne katılır ve evde çocuklarına “koçluk” yapmayı öğrenir: çocuğun cesur adımlarını fark edip takdir etmek, aşırı güvence vermemek ve kaçınmayı desteklememek gibi. Annesi ise köpek görünce onu hemen başka yöne çekmek yerine “korktuğunu görüyorum, birlikte biraz duralım” demeyi öğrendi. Gerektiğinde ebeveyn çalışmaları ayrı ebeveyn danışmanlığı görüşmeleriyle desteklenir.

Ergenlerde BDT

Ergenlerle BDT, gencin özerkliğine saygı gösterilerek yürütülür. Oturumların çoğu gençle baş başa yapılır; hedefleri ve ev görevlerini büyük ölçüde genç kendisi belirler. Ebeveynlerle ise belirli aralıklarla ortak görüşmeler yapılır. Gencin oturumlarda paylaştıkları, güvenliğini tehdit eden bir durum olmadıkça onun izni olmadan aileye aktarılmaz.

Okulla bağlantı kurulur mu?

Kaygı ya da kaçınma okul yaşamını da etkiliyorsa, ailenin onayıyla öğretmen ve rehber öğretmenle iletişim kurarız. Okula kademeli dönüş planları, sınıf içinde küçük cesaret adımları ya da sınav dönemlerinde geçici düzenlemeler bu iş birliğinin örnekleridir. Öğretmenin gözlemleri, terapide ilerlemeyi değerlendirmemize de yardım eder.

Bu terapi kimler için uygun olmayabilir?

Okul öncesi yaştaki bir çocukta işin büyük kısmını anne baba üstlenir; terapist onlara rehberlik eder. Ağır bir depresyon ya da evde süren yoğun bir kriz varsa, önce bunların ele alınması gerekebilir. Travma yaşamış bazı çocuklarda EMDR, değer odaklı çalışmayı seven gençlerde ise kabul ve kararlılık terapisi daha uygun bir başlangıç olabilir.

Terapi ne kadar sürer?

BDT süreli bir terapidir. Çoğu durumda haftalık görüşmelerle birkaç ay içinde belirgin bir ilerleme sağlanır. Süre, sorunun türüne, şiddetine ve ev görevlerine katılıma göre değişir. Hedeflere yaklaşıldıkça görüşmeler seyrekleşir ve son görüşmelerde çocukla birlikte, ileride zorlandığında kullanabileceği bir “baş etme planı” hazırlanır.

Örnekteki çocuğa dönersek

Örnekteki çocuğun terapisi yaklaşık üç ay sürdü. Basamakları teker teker çıktı; bazı haftalar bir basamakta takıldı, bazı haftalar iki basamak birden ilerledi. Terapinin sonunda arkadaşlarıyla parkta futbol oynayabiliyor, tanıdık köpeklerin yanından rahatça geçebiliyordu. Hâlâ büyük ve tanımadığı köpeklerden biraz çekiniyordu; ama bu çekingenlik artık onun yaşamını yönetmiyordu. Son görüşmede kendi hazırladığı baş etme planında şu cümle vardı: “Korktuğumda kaçmak yerine durup nefes alırım ve düşüncemi kontrol ederim.”

Sık sorulan sorular

BDT ile oyun terapisi aynı şey mi?

Hayır. Küçük çocuklarla BDT oturumlarında oyun sık kullanılır; fakat oyun amaç değil araçtır: her oyunun ardında çocuğun öğrenmesini istediğimiz bir beceri vardır.

Çocuğum konuşmayı sevmiyor; terapiden yararlanabilir mi?

Evet. Özellikle küçük çocuklarda BDT; çizimler, oyunlar ve etkinliklerle yürütülür.

İlaçla birlikte uygulanabilir mi?

Evet. Daha ağır durumlarda BDT, ilaç tedavisi ile birlikte daha etkili olabilir.

Ev görevlerini yapamazsak terapi işe yaramaz mı?

Ev görevleri ilerlemeyi hızlandırır. Yapılamadığı haftalarda nedenini birlikte konuşur ve görevi uygulanabilir hâle getiririz.

Terapi bittikten sonra korkular geri dönerse ne yapılır?

Öğrenilen beceriler yeniden kullanılır; gerekirse kısa hatırlatma görüşmeleri planlanır.