Beynin “yönetim ofisi”
Okulda bir ödevi yapmak için yalnızca bilgi yetmez. Ödevin ne olduğunu hatırlamak, masaya oturmak, dikkat dağıtan şeyleri bir kenara itmek, işi parçalara ayırmak, sıkıldığında devam etmek ve bittiğinde çantaya koymayı unutmamak gerekir. Bu becerilerin hepsini yöneten, beynin ön bölgelerindeki bir tür “yönetim ofisi”dir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda bu ofis, yaşıtlara göre daha yavaş ve daha düzensiz çalışır.
Bu nedenle DEHB'li çocukların sorunu bilmemek değil, bildiğini zamanında ve düzenli biçimde kullanamamaktır. Bu çocukların çoğu meraklı, yaratıcı ve enerjiktir; zekâ düzeyleri her yerde olabilir. Ama ilgilerini çekmeyen işleri sürdürmek, zamanlarını planlamak ve bir anda gelen dürtüleri frenlemek onlar için çok daha fazla emek ister.
Örnekte neler dikkat çekiyordu?
Örnekteki çocuk, DEHB'nin en sık gözden kaçan görünümünü taşıyordu: dikkatsizliğin ön planda olduğu, hareketliliğin belirgin olmadığı tablo. Sınıfta sessiz olduğu ve kimseyi rahatsız etmediği için güçlükleri yıllarca fark edilmemişti. Ders yükü arttıkça, daha önce zekâsı ve çabasıyla telafi edebildiği güçlükler görünür hâle gelmişti. Dağınıklık, unutkanlık ve yönergeleri kaçırma, bu tablonun tipik işaretleriydi. Bir başka önemli ayrıntı, çocuğun son aylarda kendisi hakkında “ben aptalım galiba” demeye başlamasıydı.

Sessiz kalan çocuklar
Sınıfın en hareketli çocuğu genellikle öğretmenin dikkatini hemen çeker. Oysa pencereden bulutları izleyen, defterine resimler çizen, kimseye zararı dokunmayan çocuk aylarca, bazen yıllarca fark edilmeyebilir. Özellikle kız çocuklarında dikkat güçlüğü sıklıkla bu “sessiz” biçimde görülür. Bu çocuklar ancak notları belirgin biçimde düştüğünde ya da kaygı ve öz güven sorunları baş gösterdiğinde değerlendirmeye gelir. Bu yüzden “sakin ama dalgın” çocukları da en az hareketli olanlar kadar ciddiye almak gerekir.
Hangi işaretlere bakıyoruz?
Dikkatle ilgili işaretler:
- Öğretmen konuşurken başka yerlere dalıp gitmek, yönergenin yarısını kaçırmak
- Bildiği soruda dikkatsizce yanlış yapmak
- Ödevi yarıda bırakmak, uzun metinlerden kaçınmak
- Kalemlerini, defterlerini, montunu sık sık kaybetmek
- Yapılacak işleri sıraya koyamamak, son dakikaya bırakmak
Hareketlilik ve dürtüsellikle ilgili işaretler:
- Sırasında sürekli kıpırdamak, kalkıp dolaşmak
- Durmaksızın konuşmak, soruyu dinlemeden yanıtlamak
- Oyunlarda sırasını bekleyememek
- Tehlikeyi düşünmeden hareket etmek
Bu işaretlerden söz edebilmek için belirtilerin ilkokulun sonundan önce başlamış olması, en az altı aydır sürmesi, evde ve okulda olmak üzere birden fazla yerde görülmesi ve çocuğun hayatını gerçekten zorlaştırması gerekir.
Nereden kaynaklanıyor?
Dikkat güçlüğünün en güçlü kaynağı kalıtımdır; çoğu ailede “babam da böyleydi” ya da “ben de okulda hep dalgındım” cümlelerini duyarız. Erken doğum ve gebelikte zararlı maddelere maruz kalma gibi etkenler de payını alır. Şeker, ekran ya da yanlış ebeveynlik DEHB'yi yaratmaz; ama düzensiz bir uyku ve ekran başında geçen uzun saatler, var olan güçlükleri belirginleştirebilir.
Tanı nasıl konuldu?
Örnekteki çocuğun değerlendirmesinde önce ailesiyle ayrıntılı bir görüşme yaptık; gelişim öyküsünü, okul yaşamını ve evdeki günlük düzeni konuştuk. Ailenin anlattıklarında, çocuğun ilkokulun ilk yıllarından beri dağınık olduğu ama notlarının yakın zamana kadar iyi olduğu öğrenildi. Çocukla görüştük ve onu oyun ve sohbet sırasında gözlemledik. Anne baba ve öğretmenden yaşa uygun anketler doldurmalarını istedik; nesnel bir dikkat ölçümü için MOXO dikkat testi uyguladık.
Dalgınlığa benzer tablolar yaratabilecek kaygı, uyku sorunları, okuma güçlüğü ve işitme sorunlarını da gözden geçirdik. Bütün bilgiler bir araya geldiğinde, dikkatsizliğin ön planda olduğu bir DEHB tablosu ortaya çıktı.
Hangi yollarla destekliyoruz?
Anlamak: İlk adım, çocuğun ve ailenin yaşadıklarına bir ad koymaktır. Örnekteki çocuğa beyninin “yönetim ofisi”nin biraz daha yardıma ihtiyaç duyduğunu anlattık; “aptal olmadığını, sadece beyninin farklı çalıştığını” duymak, onun için büyük bir rahatlama oldu.
Düzen kurmak: Ödevleri yirmi dakikalık parçalara bölmek, her parçanın sonunda kısa bir hareket molası vermek, haftalık planlayıcı kullanmak, çantayı akşamdan bir kontrol listesiyle hazırlamak ve çalışma masasını sadeleştirmek, dalgın çocuklar için çok işe yarar. Bu düzenleri evde kurmak için anne babayla ebeveyn danışmanlığı görüşmeleri yaptık.
Okulla iş birliği: Öne oturmak, yönergeleri tahtaya da yazdırmak, uzun ödevleri bölmek ve gerektiğinde sınav süresini uzatmak gibi düzenlemeler, ailenin onayıyla öğretmenle birlikte planlandı.
İlaç: Okul çağında ve ergenlikte, güçlükler belirgin olduğunda ilaç tedavisi etkinliği iyi bilinen bir seçenektir. Kararı her zaman aileyle ayrıntılı bir konuşmanın ardından veririz.
Evde bir akşamın akışı
Dalgın bir çocuğun evdeki en zor saati çoğu zaman ödev saatidir. Örnekteki aileyle birlikte akşamları için yeni bir akış tasarladık. Okul dönüşü yarım saat serbest oyun ve atıştırmalık; ardından mutfak masasında, televizyonun kapalı olduğu yirmi dakikalık ilk ödev bölümü; beş dakika bahçede ip atlama; ikinci ödev bölümü; ve son olarak, bir kontrol listesiyle ertesi günün çantasını hazırlama. Listeyi çocuğun kendisi renkli kalemlerle yazdı ve çantasının kapağına yapıştırdı.
Bu akışın ilk haftası kolay geçmedi; çocuk bazı akşamlar listeyi unuttu, bazı akşamlar ip atlama molası uzadı. Ama iki hafta sonra çantada unutulan defter sayısı belirgin biçimde azaldı ve ödev saati, eskiden olduğu gibi gözyaşıyla değil, bir oyun anlaşmasıyla başlamaya başladı.
Öz güveni korumak
Dikkat güçlüğü yaşayan çocuklar gün boyunca çok sayıda uyarı duyar: “Dinlemiyorsun”, “yine mi unuttun”, “neden bitirmedin”. Zamanla bu sözler çocuğun kendi iç sesine dönüşebilir. Bu yüzden ailelerden, gün içinde çocuğun iyi yaptığı küçük şeyleri yakalayıp söylemelerini istiyoruz. Bir ödevi bitirdiğinde, kardeşine yardım ettiğinde ya da çantasını kendi hazırladığında söylenen birkaç cümle, uyarıların ağırlığını dengeler.
Örnekteki çocuğa dönersek
Örnekteki çocukla önce düzen ve beceriler üzerinde çalıştık; okulla birlikte sınıf düzenlemeleri yapıldı. Üç ay içinde ödevlerini unutma sıklığı belirgin biçimde azaldı; ancak derste dikkatini sürdürmekte hâlâ çok zorlanıyordu. Aileyle uzun bir görüşmenin ardından ilaç tedavisine başlanmasına birlikte karar verildi. Dönemin sonunda öğretmen, çocuğun derse katılımının arttığını ve yazılı çalışmalarını bitirdiğini bildirdi. Çocuğun kendisi ise son görüşmede “artık kendimi aptal hissetmiyorum” dedi.
Akla gelen sorular
Saatlerce resim yapabiliyor; bu dikkat güçlüğüyle çelişmez mi?
Çelişmez. Çocuğun kendi seçtiği, ilgisini çeken işlerde dikkat çoğu zaman yerindedir; zorluk, başkasının verdiği ve sıkıcı bulunan işlerde ortaya çıkar.
Lisede ya da üniversitede de sürer mi?
Hareketlilik yaşla azalma eğilimindedir; dağınıklık ve zaman yönetimi güçlüğü ise bazı gençlerde ileriki yıllarda da devam eder. Erken öğrenilen düzen alışkanlıkları bu yüzden çok değerlidir.
Cezalar işe yarar mı?
Dalgınlık ve unutkanlık cezayla düzelmez; çocuğun kendine güvenini sarsar. Kısa yönergeler, görünür hatırlatıcılar ve küçük başarıların fark edilmesi çok daha etkilidir.
Kardeşlerden biri sakin, diğeri dalgın; neden?
Kardeşler aynı genleri farklı oranlarda taşır ve mizaçları da farklıdır. Dalgın kardeşte belirtiler belirginse ayrıca değerlendirme planlayabiliriz.
Okul değişikliği gerekir mi?
Çoğu zaman gerekmez. Mevcut okulla iş birliği ve sınıf içi düzenlemeler genellikle yeterlidir.
Spor ya da müzik dikkatine iyi gelir mi?
Düzenli bir spor ya da bir müzik aleti, hem enerjiyi kullanmasına hem de kurallı bir ortamda dikkatini sürdürmeyi öğrenmesine yardım eder.